10 Kasım 2016 Perşembe

Alırken Rayban Gözlükleri Kişiselleştirmek: İsim Yazdırma, Çerçeve Rengi ve Sap Desenleri Seçimi, Gözlük Kutusuna İsim Yazdırmak, İtalya'dan Sipariş ve Süreç


*Bu yazı sponsorluk içermemektedir. Kendi paramla alınmış, firmayla bağlantı kurulmamıştır.*
Merhaba!
Geçtiğimiz baharda Rayban'den yeni bir gözlük almaya karar vermiş, 7 yıldır kullandığım klasik Wayfarer'ımın yanına yakışacak güzel bir model arayışına girmiş ve Erika'yı bulmuştum. Rayban satılan çoğu yerde çerçeve rengini bile değiştiremiyorken internet sitesinden İSİM BİLE yazdırabildiğimizi görünce gözlerim yuvalarından fırladı resmen.
Elime ulaştıktan sonra gören sordu, gören merak etti vs. derken herkese tek tek prosesi açıklama durumum oluştu çünkü insanlar da benim yaşadığım gibi ufak bir şok yaşıyordu. Bu sebeple, deneyimimi sizlerle paylaşıp olası soruların cevabı için iletebileceğim bir blog yazısı hazırlamak istedim.


Bilmeniz gerekenler:
1-Siparişiniz İtalya'da özel olarak yapılıyor ve oradan kargolanıyor. Türkiye ayağı sadece tedarikçi.
2-Ek ücreti isim yazdırmak için değil değişik materyal seçimlerine göre(altın sap, kemik bilmemne falan gibi) alırlarsa alıyorlar. Bazen seçimleriniz fiyatı hiç etkilemiyor. Modele göre değişiklik gösteriyor.



Site Rayban'in Türkiye resmi sitesindeki kişiselleştirme kısmı: http://www.ray-ban.com/turkey sayfasında hemen görebildiğiniz "Ray-ban'ınızı kişiselleştirin" kutucuğu. Ona tıklayıp kendi gözlüğünüzü yaratmaya başlıyorsunuz. Aşağıda benim kişiselleştirdiğim gözlüğümün "tarifi:)" var, birebir aynısını isterseniz bu seçimleri yapmanız yeterli olur.


Erika modelinde yazı sap uçlarının içine ve dışına yazılıyor, yani 4 adet farklı kelime seçebilirsiniz isterseniz. Kalp gibi bir kaç işaret de var gördüğünüz gibi, onları da seçebiliyorsunuz, ve ben de bunu yaptım:



Daha sonra gözlüğünüzün kabını seçip oraya da isminizi ya da dilediğiniz yazıyı yazdırabiliyorsunuz; ben direkt olarak adımı ve soyadımı yazdırdım:


Ve 15 gün sonrasında sizin elinizde olacağını garanti edip siparişinizi alıyorlar. Italya'dan inanılmaz hızlı ve güvenli bir biçimde çıkıyor çıkmasına, ama Türkiye'deki kargo şirketlerinin ne kadar nizamsız ve sorunlu çalıştığını biliyorsunuz, bu yüzden klasik "Geldik evde yoktunuz bla bla" dalgalarıyla günlerce ürününüzü şubede salak salak bekletip size haber bile vermeyebiliyorlar. Siz de evde öööylece bekliyorsunuz. Bu yüzden, İtalya'dan kargonuz çıktığında size gelen takip numarasıyla gün gün takip edip, güncellemeler durunca/durursa anında şubeye gidip peşine düşün.

Bu ufak çaplı kargo şanssızlığını atlattığımda ürün elime muazzam paketlenmiş bir şekilde garantisiyle vs. her şeyi dahil gelmişti. Çok şık bir kutusu var biliyorsunuz, zaten isminizi görünce her şeyi unutuyorsunuz gözlüğün üstünde. Fiyatta çok ufak oynamalar olursa oluyor bunun dışında gerçekten gidip sıfır seçim şansınız olan, es kaza mağazaya gelmiş default renklerden seçmek yerine harika bir gözlük yaratmayı tercih edin derim. Ben çevremde deneyen kimse olmadan bir cesaret bunu yaptım ve çok da memnunum. Gözlük niyetiniz varsa, tamamen size ait olanı yaratacağınız yerden, resmi internet sitesinden alın bence diyor, postu bitiriyorum.

Sevgiler
xx

27 Eylül 2016 Salı

BLOĞA DÖNÜŞ + MAC SOAR VE IN CONTROL KARŞILAŞTIRMASI, SOAR'U AMERİKADAN GETİRTMEYE DEĞER Mİ?


Ovvv ne kadar çok zaman olmuş yahu. Evet, döndüm!
Farkettiğiniz üzere tüm yaz bloğa hiç yazı yazmadım, pek de blog okumadım. Blog alemine veda etme niyetim falan olduğundan değil tabi; tezimle sonsuz ve bitmek bilmeyen uğraşı yumakları içerisinde olduğumdan(evet, halen). Tabi tez işlerini hafifletme umudu bile olsa ufak bir ışık yanınca hemen bloğa dönüyorum, çünkü blog 7 yıldır benim için her zaman severek geldiğim ve iş haline getirmeyip kendi kendini parçalamasına izin vermediğim bir yer. Bu yüzden, buradayım, ve bir daha bu kadar uzun bir ara vereceğimi sanmıyorum.

Geri dönüşü Mac'le yapmak istedim çünkü bu aralar bana sık sık Amerika'dan sipariş döneminde nelerin siparişini vermeliyim gibi sorular geliyor ve Mac Türkiye'de olduğu için sadece bir türlü bulunamayan Soar dudak kalemi almalı mı sorularıyla karşılaşıyorum. Onlara da toplu bir yanıt olsun istedim.


Soar bildiğiniz üzere Kylie Jenner'ın ünlü edip stokların durmadan tükenmesine neden olan Mac dudak kalemi; tabi son yıllarda kendi line'ını çıkardığı için buna benzer zibilyon tane rengi 929032 liraya satıyor o yüzden bunu artık kullanmadığı aşikar. Lakin olan oldu ve Soar adeta bir fenomen oldu. Soar'u Türkiye'de bulamadığım için In Control'u alıp incelemesini yazmıştım, şuradan okuyabilirsiniz, ve daha sonra Soar'u Amerika'dan getirttim ve şimdi karşılaştırmasını yapabiliyorum.


İkisi de son yılların 90'lar retrospekt rengi kirli gül kurusu, muted pembe, mauve skalasında. Soar klasik dudak kalemi line'ında ve yapısındayken In Control Pro Longwear seriden; bu yüzden yapısı daha yumuşak, gramajı daha düşük ama daha pahalı. Sürümü çok kolay, Soar biraz daha kuru..



Tabi Türkiye'deki mesele performanstan çok renk dupe'u olup olmaması durumu zira birine ulaşamıyoruz. Cevabı yazmama bile gerek yok diye düşünüyorum, TAMAMEN AYNILAR. Hani biri biraz daha bilmemne, öteki daha tırıvırı demek isterdim ama değil. AYNILAR. Ve bence KESİNLİKLE In Control yapı ve sürüm olarak Soar'un bin kat ilerisinde.


Bir de bu şekilde bir talihsizlik var, In Control elle silince yerinden bile kımıldamazken Soar toz buz olup yok oluyor. Dudakta da aynısını yaptığını söyleyip performans olarak da geride kaldığını belirterek yazıyı bitiriyorum.

Özetle, Türkiye'de yok ve çok popüler diye Amerika'dan Soar söyleyeceğinize gidip düzelce en yakın Mac'ten In Control alıp keyfinize bakın derim.

Evet, geri dönmek güzel! Sevgiler!
xx

19 Mayıs 2016 Perşembe

BÜYÜK AÇILIŞ 2! PINK CASTLE ZAMAN YÖNETMENİ "YAZ 2016" MİNİ PLANNER LANSMANI


Bu lansman için ne kadar heyecanlı olduğumuzu, ekip olarak ne kadar uğraştığımızı anlatmam mümkün bile değil. O yüzden direkt olarak konuya geçiyorum; karşınızda YAZ 2016 sınırlı sürümüyle mini Zaman Yönetmeni! *flaşlar, konfetiler, wuhuuuuuuuuuuuuu*


Yaz demek daha az makyaj, daha az kıyafet, daha az yemek, daha hafif yaşamak demekse, biz de hayatınızın her anında sizinle olması için tasarladığımız Zaman Yönetmeni'ni hafifletme konusunda ciddi girişimlerde bulunduk ve mini Zaman Yönetmenini tasarladık.





Suluboya fırçası görünümlü rakam şemasıyla deniz hissi yaratma adımıyla başlayan tasarım planımız, 10x10 cm net ölçülerde, avuç içinden biraz büyük boyutta, taşınması kolay ve görüntüsü inanılmaz şirin olan bir mini sürüm çıkarma noktasına taşındı.

Her sayfa bir gün olacak şekilde dizayn edilen Zaman Yönetmeni Yaz 2016, haftalık görünüm yerine daha "hafif ve rahat" olan, tatil modu bir tasarıma sahip. Tarihlerin üzerine planlamalarınızı yazdığınızda da alttan gözükecek olmaları, "Ayın kaçıydı ya?" demenize mahal vermeden size bütünsel bir görsellik sunacak.







Tabi ki sadece bununla kalmadık ve sonuna ufak eklemeler yaptık. 6 sayfa farklı desenli boş skeç kısmı, 8 sayfa da farklı renkte yemek planlama bölümleriyle ihtiyaçlarınıza sizi çok boğmadan karşılık vermeye çalıştık. Unutmadan: Yaz 2016 versiyonunda 1 Haziran-1 Eylül arası olmak üzere 3 ay bulunuyor.





Tabi ki Zaman Yönetmeni'nin olmazsa olmazı stickerlar, yeni modelleri ve yaz boyutuna uygun kutu/şerit versiyonlarıyla sizlere sunuluyor. İster tüm sayfayı kaplayan kocaman bir kare, isterseniz de içine tek kelime yazableceğiniz minik bir blok, hangi boyuta ihtiyacınız varsa Pink Castle'da mevcut. Tabi ki önceki stickerlardaki tüm figür ve şekiller yaz 2016 için de kullanılabiliyor, o yüzden satışlarımız önceki stickerlarda da tam gaz devam etmekte.





Son olarak, adınıza özel kapak tasarımlarımız da yaz için yenilendi ve "hafiflik" hissinizi arttırıp güneşin tadını çıkardığınız günlere uyum sağladı! 4 kapak seçeneğimizle Zaman Yönetmeni Yaz 2016, bugün itibariyle sizlerin huzuruna ve satışa çıkmış bulunuyor.

Bir de fiyatta hafifledik ki sormayın, tam yaz havası :) Zaman Yönetmeni Yaz 2016 mini planner, sadece 29.90 TL. Alışverişinizi bize direkt olarak pinkcastlezamanyonetmeni@gmail.com adresine iletebilir, Instagram'da @beautygore hesabına mesaj atabilir ya da Etsy üzerinden Paypal ile satın alabilirsiniz.

Pembe ya da mavi disk seçeneğiniz bulunmakta, bir kısmı pembe bir kısmı mavi gibi varyasyonların talebinde bulunabilirsiniz; hepsine varız :)

Umuyoruz ki Zaman Yönetmeni Yaz 2016 konseptimizi severek kullanır, her gittiğiniz yerde elinizde taşırsınız, bizi de ihya edersiniz. :)

Bugüne kadarki destekleriniz ve Zaman Yönetmeni'ne olan inanılmaz ilginiz sayesinde yeni bir girişimde bulunabildiğimiz için hepinize tek tek yürekten teşekkürü borç biliriz.

Sevgilerimizle;
Pink Castle Ailesi

9 Mayıs 2016 Pazartesi

En Çok Konuşulan Makyaj Temizleme Yağı: Boscia Makeup-Breakup Oil//Parasına Değer Mi?


Günaydın!
Bugün inceleyeceğim ürün, son Amerika alışverişim içerisinde beni en çok heyecanlandıran ürün olma özelliği taşıyor. Her favoriler videosunda, her skincare yazısında mutlaka ününü duyduğum, maalesef Türkiye'de satılmadığı için deneyemediğim ama sonunda kavuştuğum makyaj temizleme yağı Boscia Makeup-Breakup Cool Cleansing Oil'e alıcı gözle bir bakalım.


Boscia, son yılların en en en hızlı büyüyen ve her gün ününe ün katan Japon skincare markası olarak Amerika'yı kasıp kavuruyor. Botanical Science kısaltması olarak marka ismi alan firmanın en önemli özelliği 37 yıldır Japonya'nın yerel bitki özleriyle, tüm dünyada ulaşıabilen bitki özlerini harmanlayıp bitkisel ve koruyucu içermeyen karışımlar ortaya çıkarması. Bu sebeple ürünlerin kutularını genelde yeşil skalada görüyoruz, yani paketlemesi bitkiselliği çağrıştıracak biçimde.



Bir çok öne çıkan ve oldukça popülerleşen ürünü var, ama açık ara en önde gideni bu makyaj temizleme yağı. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Ben ASLA makyajımı yağ formundaki temizleyicilerle çıkaran biri değilim. Bundan nefret eder(d)im; o yağlı his ve yapış yapış son bitiş beni deli eder. Elini bile sürmeyecek olan bir insanın bu ürün için yanıp tutuşması demek, ürünün hedef kitlesi içerisinde olamayacak olan insanları bile çektiğine işaret ki bu net bir ticari başarı hikayesidir.

Gerçekten sevmeyeceğimi, hayalkırıklığı yazısı yazacağımı düşünerek aldım bu temizleyiciyi. Ona rağmen, bir makyaj temizleyicisi için oldukça uçuk miktarda para verip almayı göze aldım; merakım her şeyin önündeydi, her yerde bu ürünün adını duymamın bir sebebi olması gerekiyordu.

Ve varmış, gerçekten de varmış.

Benim gibi yağ temizleyiciden nefret eden birinin gözü kapalı favorisi oldu kendisi. Ben bile hayretler içerisindeyim. Tek pompa yağ ile iki gözü de sorunsuz çıkarıyorsunuz, sürdüğünüz an makyaj kırılmaya (breakup) yani çözülmeye başlıyor ve o meşhur panda göz görüntüsünü alıyorsunuz. Sonrasında nemli bir havluyla gözlerini kesinlikle ovalamaya gerek kalmadan tek seferde siliyorsunuz ve boom, bitti. Hiç makyaj yapmamışsınız gibi. Geride ne kalıyor peki derseniz, HİÇ ama hiç bir şey kalmıyor derim. Kesinlikle yıkama gibi bir durumda kalmıyorsunuz. Su kullanmanıza hiç gerek yok. Hatta su kullanırsanız işin rengini bozuyorsunuz; yani panda göz noktasındayken suyla durularsanız yağın yapısını bozduğunuz için tüm makyajınızı çıkarmıyor. Dediğim gibi tek bir silişte yağı ciltten alıyorsunuz ve bitiyor.

İnanamıyorum desem yeridir, çünkü hiç bir yağ arkasında bu kadar normal bir his bırakamaz. Mutlaka bir şekilde yağlı hissedersiniz-az ya da çok. Bu ürün yaklaşık bir buçuk dakika içinde makyajınızı temizliyor ve hiç bir şey hissetmiyorsunuz sonrasında. Resmen mucizevi. Neden bu kadar çok konuşulduğunu gerçekten anlıyorum şimdi.

Bitkiselliği ve koruyucu içermemesi kısmı zaten ayrı bir muhteşemlik, ama performansı olmasa bir işe yaramazdı elbette. Bu ürüne çok net kefilim, eğer bir imkanınız olur da bütçe ayırıp sipariş etme fırsatınız olursa, asla kaçırmayın. Bitince ne yapacağımı daha şimdiden kara kara düşünüyorum, o derece.

xx

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Parasına Değer Mi?: Son Zamanların En Ünlü Saç Maskesi Macadamia Nourishing Moisture Masque


Günaydın!
Son Amerika alışverişimde renkli kozmetikten ziyade skincare ve haircare ürünlerinde siparişler vermiştim. En çok merak ettiklerimden biriyse adını yıllardır duyduğumuz, her blogda gördüğümüz Macadamia'nın yoğun nem maskesiydi.


Tam boyunu almak yerine daha küçük olan 60 ml'lık versiyonunu aldım zira gerçekten oldukça pahalı bir ürün. Eğer bayılırsam, delisi olursam büyüğünü de alırım gibi bir düşüncem vardı.


Ürün elime geçtiğinde küçüklüğüne inanamadım, tamam 60 ml olduğunu biliyordum da avuç içi kadar da olacağını düşünmemiştim. Önce bir hayalkırıklığı yaşadığım doğrudur; sonuçta bu saç maskesi ve bu kadar azı ancak 2 kullanıma yeter diye düşündüm. Yanılmışım, 5 defa kullandım ve hala üstte gördüğünüz kadarı var. Yani tahminimce 7 kullanımı çıkartır.

Gelelim ürünün kendisine. Kapağı açtığınız gibi ilk farkettiğiniz şey kokusu oluyor. Gerçekten muhteşem bir kokusu var. Banyodan sonra da bir süre saçınızda bu koku kalıyor.
Ürün oldukça yoğun yapıda, koyu bir krem kıvamında. Diplerden başlayıp saç uçlarına doğru uygulanması tavsiye ediliyor, bu yüzden bir seferlik alışta diplere masaj yapıp kalanını uçlara doğru yediriyorum. Sonuçta saçı besleyen köklerdir, uçlar değil. O yüzden ürünün çoğunu diplere bölüştürmenizde fayda var.
Ayrıca, yıkarken oldukça güzel yıkamanız gerek çünkü çok yoğun olduğu için saçlarınızı yağlı bir histe bırakması muhtemel. Durulama işlemine biraz daha fazla zaman ayırmanız yararınıza olur.

Peki, tüm bunların sonunda asıl soru: İşe yarıyor mu? İşten kastınızın ne olduğuna göre değişir. Benim saçlarım kıvırcık ve bu sebeple her banyodan sonra parça parça ayırıp tek tek dolaşmış saçları açmam gerekiyor. Bu da saçı oldukça yıpratıyor-kıvırcık saçlılar zaten ne demek istediğimi anlayacaktır. Bu yüzden de, bu maskenin o yoğun nem verme vaadi beni oldukça çekmişti. Gerçekten de iyi nem veriyor; saçımı kuruttuktan sonra normal hacminin yaklaşık 1.5 katına çıktığını ve tellerin nemi tuttuğunu hissedebiliyorum.

Ama bana nedense bu nemli ve sağlıklı his oldukça geçici geldi. Yani, ertesi günkü saçımda çok çok büyük bir sağlıklı duruş görmüyorum.
Tabi ki besleyici saç maskeleri görüntüye değil saçın kalitesine yönelik, bunun farkındayım. Ama o kaliteyi geliştirme kısmı eninde sonunda görüntüye yansıyacak ve total bir gelişme sağlayacaktır. Nedense bu maskede onu göremedim.

Neden bu kadar ünlü olduğunu anlayabiliyorum, gerçekten saçınızı çok iyi hissettiriyor, ama uzun ömürlü değil ve bu kadar parayı hak ediyor mu kısmında soru işaretleri bırakıyor. Bana kalırsa büyük boyunu almayı gerektirecek kadar özel bir durumu yok. Keşke aksi çıksaydı ama maalesef beklentimi karşılamadığını üzülerek söylemem gerekiyor.

xx

18 Nisan 2016 Pazartesi

Elsa, Cinderella & Jasmine: FUNKO POP! Koleksiyonuma Yeni Eklenenler/Amazon.com Alışverişi


Günaydın!
Geçen gün Amazon alışverişimin kargosu geldi ve çok heyecanlı olduğum Funko POP! koleksiyon eklemelerimi bu vesileyle sizle paylaşmak istedim.



Şu yazımdan hatırlayacaksınızdır, ilk Funko POP! oyuncaklarım Daenerys Targaryen ve Jon Snow karakterleriydi. Bu kadar beğeneceğimi bilmediğim için temkinli davranmıştım o alışverişte. Bu sefer Amazon kartımda alınmayı bekleyen 49 karakterden 3 tanesini zorla seçip sipariş verdim.


Aldıklarım Cinderella, Jasmine ve Elsa oldu.




Bildiğiniz üzere bu POP! serisindeki tüm oyuncakların kafaları kocaman (pop!) ve vücutları minicik. O yüzden saç detayları oldukça belirgin, ama elbiseleri ve takıları da es geçmiyorlar.

Cinderella'da gördüğünüz üzere filmdeki klasik mavi elbisesi ve saç şekliyle kalıbı oluşturmuşlar. Saç dalgasını harika vermişler ve üstteki örgüyü hatasız birleştirmişler. Gerçekten bayıldım.




Elsa'nın 3-4 farklı kıyafet ve duruşta oyuncak seçenekleri var, ama ben klasikle başlayıp elinde kar tanesi tutan karakteri aldım. Yine saçtaki detaylar ve öndeki perçemlerin arkaya itilmiş görüntüsü muazzam, gerçekten hayranlıkla baktım. Filmdekiyle bu kadar uyumlu bir tasarım ancak olabilir.



Son olarak da Alaaddin'in Jasmine'i var ki bu karakterin çok bir eşyası olmamasına rağmen saç kalıbıyla hepsini solluyor diyebilirim. Tamamen mat bir siyah kalıp üzerine mavi taşlı aksesuar ve boğumlu örgü, gördüğümden beri hastasıyım. Alırken bu kadar güzel olabileceğini tahmin etmiyor insan ekrandan bakınca, ama elinize geçince verdiğiniz paraya değdiğini anlıyorsunuz.

İlk siparişimde koleksiyoneri olma gibi bir niyetim yoktu ama dümen yavaş yavaş oraya doğru dönüyor gibi. Sevdiğim tüm karakterleri almak istiyorum en azından, tüm Funko POP! serisini olmasa da. Sonuçta izlemediğim bir sürü dizi/film/anime karakteri var, onları almayı şimdilik düşünmüyorum ama wishlistimde olan 60'a yakın oyuncak var.

Fiyatları 5-15 dolar arasında değişse de genelde 11 dolara buluyorum tanesini. Amazon'dan alırken Funko'nun kendi dükkanından almayı ihmal etmeyin, böylelikle sahte ihtimalinden kurtulursunuz.

xx