24 Mart 2012 Cumartesi

Update



Şahsi güncelleme yapıp belirtmek isterim ki; çok yoğun bir dönem içerisindeyim. Özellikle bu hafta hem okulla ilgili hem de diğer işlerimle ilgili oldukça katıksız odak gerektiren bir güç ihtiyacından doğan motivasyonla hayatıma devam ediyorum.

Bu sebeple bloğa bu hafta yazamazsam "Yaydı bu hatun da iyice." diye düşünmeyin. Tüm boş anlarımda inspirational fotoğraflarla kendimi iyi hissetmeye çalışıyorum; bir çay ve yanında duran pembemsi kurabiye fotoğrafının insanı neden bu kadar sakinliğe sürüklediğini bilmiyorum.

Mumlarımla ilişkim seviyeli -çok oksijen tüketimine kaçmadan- devam ediyor; gündüzleri yakmayı bırakırsam bağımlılık mertebesine geçmeden mesafeyi korumuş olurum sanıyorum.

Özel hayatımda (normal sosyal hayatımdan bahsediyorum; özel hayatı aşk hayatıyla bir tutan linguistik değerlendirmelerden arınarak) anger management ile aram iyi; düşündüklerimin %60'a yakınını söylemeyip, derin nefes alarak gülümsemeye devam ediyorum. Çünkü başlarsam, o tarz diyaloglardan sona kalan tek kişi olacak; açıktır ki diyalog iki kişiliktir.

Tüm bunların dışında, gelen yazı isteklerini değerlendiriyorum. O kadar çok "Bunu da yazar mısın?" isteği geliyor ki hepsini planlı bir şekilde bloğa geçirmem gerektiğini biliyorum.

Bende güneş bu şekilde doğuyor bu aralar; bloğa kişisel şeyler yazmayı sevmediğim de bir gerçektir zaten. Sadece, "update".

Baki selamlar.


21 Mart 2012 Çarşamba

Bal+Keten Tohumu Maskesi/Avene Cicalfalte Repair Cream


Son skincare postlarımdan sonra bir sürü soru aldım, özelikle maskelerle ilgili. Ben de direk kozmetik ürünü önermek yerine doğal bir ev yapımı maskeyle olayın meraklılarına yardım etmek istedim.
İhtiyacımız olanlar:

Bal

Keten Tohumu

D Vitamini

Adaçayı

Hint/badem/susam yağından biri ya da hepsi

Bir kaba balı ve keten tohumunu koyup karıştırıyoruz. Karıştırırken, tohumların üstüne basarak hafifçe ezmeye dikkat etmeliyiz çünkü onun yağı asıl bize ciddi anlamda sağlık getirecek olandır. Sonra, D vitamininden yaklaşık 6-7 damla döküp karıştırmaya devam ediyoruz. Sonra yağdan sadece 2 damla döküp adaçayına geçiyoruz.

Adaçayını normal çay yapar gibi demledikten sonra, demi parmaklarımızla sıkarak 10 damla civarı karışımın içine döküyoruz. Kıvamı çok sıvı olmamalı, ayarını bu referanstan yapmakta fayda var.


Bu karışımı haftada bir kez banyodan sonra yüzümüze sürüp yarım saat bekletiyoruz. Az beklettiğimizde yararını göremediğimizi biliyoruz zaten.

Yıkadıktan sonra, normal nemlendirici seansını uyguluyoruz. Ekstra olarak, benim için çok önemli bir nokta olarak, Avene'in Cicalfate Repair Cream'ini(50 küsür lira) "sivilce izi, yara, renk farklılığı" olan yerlere hafifçe sürüyorum. Bu krem, yüzdeki sorunlu ufak kısımları çözmekte bire bir. Ayrıca, el üstündeki ve dudaktaki yaralara da mükemmel bir iyileştirme süreci sağlıyor, izleri yok ediyor. Bunu yaklaşık 1 sene önce almıştım ve inanılmaz mutluyum. Yaralar için ne önerirsin diye soranlara da cevabım bu olmuş oluyor.

İyi maske seansları. xx

18 Mart 2012 Pazar

Çekilişle İlgili

İyi, güzel, peki de... Sadece orda burda duyurup mail adresi yazanları çekilişe dahil etmeyeceğimi biliyorsunuz değil mi?

En önemli şartım blogla ilgili sevdiğiniz şeyleri yazmanızdı. Bloğu yeni keşfetmiş olabilirsiniz, amaç zaten öylesine çekilişe katılmanız yerine önce okuyup yorum yapabilecek hale gelmeniz, sonra katılmanız. Şimdiden itibaren, sadece mail adresi ve paylaşım linki girenleri diskalifiye etmiş bulunuyorum.

İyi okusaydınız hoş olabilirdi.

Ayrıca bir dahaki çekilişte kesinlikle random seçim yapmayacağım, hepsini okuyup en sevdiğimi seçeceğim. Hatta tepem çok atarsa bu çekilişte son anda bile en iyi yazanı seçmeye kalkabilirim. Hiç de umrumda olmaz. Şimdilik hala random seçeceğim.

Geri dönüp düzeltmeye silmeye falan kalkmayın hepsi bende kayıtlı, diskalifiye olanlar çekilişten zaten elenmiş durumda şuan.

Gerekliliği yerine getirip bloğu iyice inceleyip yazan takipçilerim, çok teşekkür ederim, diskalifiyelerle beraber şansınız oldukça artmış bulunuyor.

Sert oldu farkındayım, gerçek takipçilerim bu postu tamamen görmezden gelsinler zaten.

Sevgiler.

xx

20'lerden Sonra Cilt Bakımı

Malum, iş ciddileşiyor. 2X bir yaşta olunca insan tutuşmaya başlıyor 30'larını 40'larını düşünerek. Bunun tek çözümü de şuan hiç bir etkisini görmeyeceğimiz ama 10 sene sonra şükredeceğimiz cinsten bir cilt bakımını rutin hale getirmek. Cilt bakımı, dediğim "çabuk etki" özelliğinin olmaması sebebiyle hep geriye atılan ya da "hemen etki"lisi tercih edilen bir tür. Ama anlık olarak yüzünüzde oluşan bu etki, 10 sene sonranız için kırıntı kadar bir anlam ifade etmiyor. O yüzden, verdiğiniz paranın boş olmadığını idrak ederek, geleceğe yatırım mottolu bir cilt bakımına ihtiyacınız olacaktır. Ben, şahsi tercihlerim doğrultusunda bu konuda bir kaç ürün önerisinde bulunmakta fayda görüyorum. Fiyarları orjinal değerinden dolar olarak yazacağım.

Öncelikle; nemlendiriciler... Gündüz ve gecesi birbirinden ayrı olan nemlendiriciler ilk sırada tercih ettiklerimiz. Zira, gündüz nemlendiricisinin yapısı hafif ve akışkanken, gece nemlendiricileri ağır ve kalıp gibidir. Repair özelliği de buradan gelir.

Benim kalbimin taht sahibesi Lancome, bu işi en iyi yaptığına inandıklarımdan.

Bienfait Aqua Vital Cream($45.00): Günlük, sade bir nemlendirici. Makyaj altına uygulamak için yeterince ince.

Absolue Premium BX($175.00): İçinde SPF olan ve daha ciddi bir günlük nemlendirici; makyaj uygulamasından 1 saat önce sürmek daha mantıklı çünkü makyaj içine karışıyor hemen sürünce. Yani, uyandığınız an sürmeniz gereken bir nemlendirici.

Absolue Night Precious Cells ($165.00): Olası kırışıklıkları odak noktası yapan gece kremi, ki tek arzumuz bu şuan. Dokusu ölümcül bir kalınlıkta değil, ama gece kreminin ağırlığını hissettiriyor. Genelde 30'lu yaşlara hitap etse de, 30'da gelen kırışıklığa krem sürmek yerine daha ortaya çıkmamış kırışıklığı önlemeyi tercih ederim.

Serumlar; en az nemlendiriciler kadar önemli. Serumların özelliği kurtarma işlemi yapması, yani hem cildinizdeki var olan renk/doku farklılıklarına yönelik, hem de kırışıklıklara.

Bu işte en ciddi şekilde ününü duyduğum ve kullananların çok memnun kaldığı, ama bizzati olarak deneme fırsatını daha bulamadığım Kiehl's Midnight Recovery Concentrate'i ($68.00) öneriyorum. Ürüne insanlar arasında takılan isim ise Elixir. Miktarına göre oldukça pahalı, ama serum piyasasında en ucuz ürün bile 150 lira. Gözden çıkarmayı kafaya koymak gerekiyor.

Tabi ki öncesindeki cilt temizliği ürünleri. Cilt temizlemede Clinique'e çok güveniyorum. 25-30 yaş skalasında tavsiye edilen ürünlerin muhteşem olduğunu söylemek yanlış olmaz. Özel olarak bildiklerim ise şu şekilde;

Rinse-Off Foaming Cleanser($19.50): Makyajı çıkardıktan sonra temel temizlik için.

Turnaround Instant Facial($36.50): Peeling özelliği olan, haftada maksimum 3 kez kullanılması gereken temizleyici.

New Clarifying Lotion 2 ($21.00): Tonik olarak mutlaka kullanılması gereken ürün zira makyaj temizleyicisinin asla ulaşamadığı yerler var..

Durum bu, yatırım gerekli, yaşlanıyoruz, depresyon, bir pazar günü, ve derin mevzular. xx

15 Mart 2012 Perşembe

Temptalia'nın Koleksiyonu: Dünyanın En Şanslı Kadınlarından Biri Olmak

Temptalia bugün koleksiyonunun videosunu yapmış. Bildiğiniz üzere kendisi kozmetik bloggerlarından en dev isim, tüm markalar ona her bir ürününü gönderiyor. Ağzımızın suyu aka aka izlediğimiz videodan kareler çektim, paylaşım güzeldir.

Kalp atışları hızlı, gözler dolu; biliyorum. xx

7 Deadly Sins of Beauty


Hem yabancı takipçilerim olduğu için, hem de soruları Türkçe'ye çevirmeye üşendiğim için, hem de değişiklik olsun diye, İngilizce bir soru-cevap olayına katılayım dedim, zira Youtube'da oldukça ünlü. O zaman, let's just start!

1. GREED: What is your most inexpensive beauty item? What is your most expensive?

My most inexpensive beauty items's, I suppose, an eyeliner from Nivea which was kinda like 10 liras or something at that time. Yeah, it's really old, I mean, 5-6 years ago? Uh, I'm getting older... 

My most expensive beauty item's the new baby of mine, Nars Sheer Glow Foundation, it was 90 liras. Ask me if I'm regret of it...Never, till now at least.


2. WRATH: What beauty products do you have a love/hate relationship with? What product has been the hardest to get?

Colored eyeshadows. I love colored eyeshadows, I mean the ones that are not natural colors. I love the way they complement my eye color. BUT, I hate the fact that when I put on colored eyeshadow, I need to be so neat and careful about my lipstick color, and I end up going with super-ultra bleached nude colors, like Mac Myth, and then I don't like the way the whole makeup looks.


Hardest to get ones... Yeah, generally skincare products because I really need to do a huuuuge research about the skincare products that I'll buy, so it' gettin' harder every step that I take on research process.


3. GLUTTONY: What are your most delicious beauty products?

You won't believe it but I really, really don't eat my lip products when I put 'em on. I mean, I use bold colors, and dark colors on my lips, which SHOULD NOT BE EATEN. So, I have no clue about the tastes of my lip thingys.

4. SLOTH: What beauty product do you neglect, due to laziness?

Brow pencils. I really feel so lazy to fill my brows because I don't really need to fill 'em every single day. I have well shaped eye brows which are perfect without any filling products on.

5. PRIDE: What beauty product gives you the most self confidence?

Eyeliner, definitely. It changes my whole look immediately, I adore how eyeliner creates miracles on my eyes. So yeah, secondly, foundation, in case you wonder.

6. LUST: What attributes do you find most attractive in the opposite sex?

Intelligence. I'm attracted  by the "size of a brain" rather than physical appearance. I should think that: "Wow, I have TONS of things to learn from this person.". I guess this's clear enough.


7. ENVY: What items would you most like to receive as a gift? 

A set of full skincare products from Lancome. I'm running out of my night and day moisturizers, and also I need a new tonic. Lancome is the queen of my heart, so I want my skin to be cared by Lancome. Also, it has great anti aging products which I should start using, because of the fact that I'm already 21 years old. I don't want wrinkles on my face, like a nightmare..

That's all folks. xx

14 Mart 2012 Çarşamba

Ucuz Kozmetiğe Karşıyız Derken Kanıtlarımız Var..

Şu kozmetik aleminde(jargon retoriği),  duruşumu bilen bilir ki, ucuz (drugstore) kozmetiğine ölümüne karşıyım. "Ay elitist ay zenginnnn" falan nağraları atmadan önce kanıtlarımı da sunayım ki sebepsiz kulak çınlamalarına kurban gitmeyeyim.

Aşağıdaki fotoğraflarda, belirli bir ucuz marka olmaksızın, yani farklı ucuz markalardan seçerek, kendi Mac'lerimle kıyaslama yaptım. Bulmam biraz zor oldu, sağdan soldan...(Haha yok artık, tüm ucuz ürünler de benimdi.)Neyse, göstermek istediğim şey şu ki, ucuz farlar ve allıklar uygulamada sıkıntı yaratıyor, rengi vermiyor ve dökülüyor. Yarım saat sonra gözde/yanakta ne hale geldiğini göstermeye kalbim dayanmazdı, ki gözüme sürmezdim zaten o ayrı. Dediğim gibi, farklı drugstore markalar ve Mac karşılaştırması çok kısaca ve çabukça bu şekilde:

 Üstteki Mac, alttaki drugstore.
 Üstteki Mac, alttaki drugstore
 Üstteki Mac, alttaki drugstore
 Üstteki Mac, alttaki drugstore
Alttaki Mac, üstteki drugstore

Bu kamerada bile böyleyken, gerçek hayattaki faciaları bir düşünün. Kendimde olan en yakın renklerle karşılaştırdığımda hal bu, çok açık bir şekilde ortada.

Şimdi geldik parasal kısmın tuzuna. Bu tarz yaşam stilinin adına QUALITY OVER QUANTITY diyoruz. Türkçe meali; sayıca fazla olana karşılık kalite. YANİ, çok fazla dandik, hiç bir işe yaramayan ürün almaktansa bir adet pahalı ama taş gibi ürün alırım. Bu sadece kozmetikte değil, hayatın her alanında olduğu için bu yaklaşım hayat tarzı olmakta.

Mmmm evet, tamamen sizin iyiliğiniz için yırtınıyorum bu konuda, yoksa ben yolumu bulmuş haldeyim. Deklarasyonu da kanıtlarımla yaptığıma göre, ben okuduğum kitaba geri dönebilirim. xx

10 Mart 2012 Cumartesi

Nars Sheer Glow Fondöten Alışverişim

İşte günün asıl olayı budur sevgili takipçilerim, işte budur yani. Aylardır aklımda olan ama çok pahalı olduğu için alamadığım muhteşem ünlü ve en çok konuşulan Nars fondöteni Nars Sheer Glow Foundation'ı gözümü karartıp aldım. Fiyattan bahsetmişken, kendisi 90 lira.
Kimi izlesem yabancı youtube gurularından, kimi takip etsem yabancı bloggerlardan, hepsi bu fondöteni tanrıça ilan etmiş halde. Merakımdan çatlamak yerine gidip denemiştim geçen haftalarda, ama sadece elimin üstünde. Bugün Sephora'ya gittim ve tüm yüzüme uygulattım. Yorumum mu? BU ŞEY TAHAYYÜL SINIRLARININ ÖTESİNDE.

Tamam biliyorum, çok pahalı. Benim de aylık ekonomik çizelgemin orta yerine kanlı lekeler bıraktı, yalnız değilsiniz. Ama asla pişman olmayacaksınız eğer alırsanız, şahsi garantimdir. Benim rengim, en açıklardan biri olan "Mont Blanc". Nars fondötenlerinde sevdiğim de bu işte, istediğiniz açıklıkta fondöten bulabiliyorsunuz.

Ayrıca içinden upuzun bir kullanım kılavuzu çıkıyor, özel hisediyorsunuz. İçindeki "glow" sizi aldatmasın, yüzünüz ay gibi parlamıyor. Muhteşem bir sağlıklı ışıltı veriyor ki denemeden bilemezsiniz. Yeni favorim budur, sözümün bittiği yerde.