kontur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kontur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2014 Cuma

MAC Coquette Kontur İçin Kullanıma Uygun Mu?/Inceleme // To Contour With MAC Coquette: Yay or Nay?


Günaydın!
En son Mac alışverişi postumda bahsettiğim ve araya Glam Glow ve Nars postları girdiği için bir türlü sıra gelemeyen Coquette far incelemesini sonunda yapıyorum.

Good morning y'all!
I had mentioned Coquette on my last Mac Haul post and promised to review on the next post but Glam Glow and Nars overthorwn the regular line. But finally, here it is!





Kontur için yıllardır NYX Taupe kullandığımı ve beyaz ten-kontur rengi hususunda sıkça yazı yayınladığımı biliyorsunuzdur. Taupe gerçekten beyaz tenliler için tüm zamanların en iyi kontur ürünü. Yalnız, bu aralar gözüme birazcık pembemsi gelmeye başladı. Hala çok seviyorum ancak kış için biraz daha soğuk, grimsi taupe skalasında bir ürün arıyordum.
MAC'teki favori MUA'm sağ olsun, hiç bana gereksiz formalite olarak göstermesi gereken turuncu alt tonlu facia kontur ürünlerini atlayıp, "Farla kontur yapmak senin için sorun değilse mükemmel bir alternatifim var." dedi. Mac'in tüm farlarını hatim etmiş biri olarak, istediğim tonda konturu sağlayacak bir far olmadığı düşünüp biraz şüpheci yaklaşıp bekledim. Adını özellikle sormadım ki önyargım oluşmasın. Uyguladıktan sonra tam olarak istediğim soğukluğu yakalayınca, çok sıradan gördüğüm o yüzden almayı düşünmediğim Coquette olduğunu öğrendim.

Üstteki swatch 2 yoğun parmak uygulaması sonucundaki rengi, yayılınca ne kadar hafif kaldığını tahmin edebiliyorsunuzdur. Renk sizi korkutmasın.

I've been using NYX Taupe for contour for ages and hands down it's the best contour product for fair skin. I still love it so much, but this time around of a year, I feel that it's a bit pinkish than I want it to be. 
When I consulted with my fav. MUA on MAC, he quickly skipped the awful orange toned bronzerish contour stuff and asked me that if I would be uncomfortable with using eyeshadow for contou or not. Oh hey, who cares? When he applied that under my cheekbones and jawline as well as my nose, I was literally sold on to that. Ka-ching, buying it!




Coquette'i diğer olası kontur farlarıyla ve Taupe'la karşılaştırdım. Omega, klasik kaş doldurma farımız, biraz sıcak alt tonlu. Copperplate, mat küllü gri ki bence açık tende muhteşem duran bir kontur rengi ancak çok sert bir kemik yapısı oluşturmanın yanında, bir gram bile fazla kaçırdığınızda morumsu çamura dönebilecek bir renk yaratması oldukça riskli. Makyaja bolca zamanınız olduğunda, keyifle yaptığınızda adım adım blending işlemiyle mükemmele oynuyor ama sabahın köründe işe/okula giderken kimse bu kadar uğraşamaz. Taupe'un pembeliğini zaten görüyorsunuz.
O yüzden Coquette, hiç aklıma gelmeyen ama şaşırtıcı derecede uyum sağlayan bir kontur rengi oldu benim için. Burun konturunde hepsinden daha başarılı olması da ayrı bir bonus.

Kontur yeteneğinize ve elinizin hafifliğine güveniyorsanız, mutlaka bu renkle konturu deneyin.

I compared Coquette with other possible contour shades. Omega, the ultimate brow filler, is a bit warm. Copperplate is amazing as its greyish dusty shade on fair skin but you gotta be so careful not to make it look muddy and you should be taking your time on blending which can not be always possible, especially if you're sleepy and trying not to get late to work. You see that Taupe is the pinkish shade of four.
That's why, I was really happy about the result that Coquette provided, which is actually surprising for me.
If you feel confident on contouring, you should definitely check this color out.

xx

1 Eylül 2012 Cumartesi

Oje, Kontur Allığı, Kitap, Organik Sebze, Pantogar, Elbiseler ve Yaz Sonu: Ağustos Nasıl Geçti?


Bir yaz sonundan yazıyorum sanırım, yeni bir yazıma, ve yeni takipçilerime, ehlen ve sehlen;

Ağustos garip bir hızda geçiyor şüphesiz, her sene alıştığımız görüntüler, çok da sürpriz bir yaz sonu değil. Yazı deniz-kumsal bağımlılığı ve sevgisi içinde geçirenler kadar üzülmüyorum açıkçası yazın bittiğine, sonbahar gibi muhteşem bir mevsim varken, yazı tercih edenlerden değilim. Tabi 03.09 tarihli ufak bir dünyaya gelme olayının da sonbahar sevgimdeki yeri yadsınamaz velakin, tüm duygusallıktan uzaklaşırsak, yine ve şüphesiz olarak, fall beats.

Eylül selamlaşmasına başlamak için Ağustos yaşanmışlığını bitirmek gerekiyor tabi. Bu post da ortaya karmakarışık bir Ağustos yaşanmışlıkları postu olsun.

Öncelikle Ağustos, elbise krizimin tavan yaptığı ay oldu. Sürekli elbise giydim, sürekli süslendim, sürekli en ufak yere bile kendime baya vakit harcayarak gittim.

Kalan zamanlarda da basicslere sardırdım, şortla kombinledim. Her zaman severdim de bu yaz ayrı bir favorim oldular.

Ojede de tüm yazımı kırmızı-mavi ağırlıklı geçirdim. Mavilerde muhteşem iki renk buldum ki... Gerçekten çok iyiler. Kendileri Flormar 398 ve Claire's 84.

Temmuz içinde kullandığım ürünlerden başka pek bir şey almadım kozmetik namına, bir süre sakinleşelim de sonbahar koleksiyonlarına şevkimiz (hadi kabul, paramız) olsun dedim. Ama dün soğuk tonlu bir kontur allığı ararken NYX Taupe'u buldum, renk açısından gayet iyi, turuncuya kaçan Chocolate Bronzer'ımın yarattığı hayalkırıklığını alıp götürmesini diliyorum.

Ayrıca, çok uzun zamandır Kabuki brush eksikliği çekiyordum da hiç elim 180 lira vermeye gitmemişti. Anne denen bir insan var ki canlar canı, kendileri Kabuki'sini bana verdi. Aslında tam olarak öyle olmadı, ben aldım ve kullanıyorum. Bare Escentuals'ın denediğim ilk fırçası, ben sevdim, fazla yumuşak fırçalarla arası olmayanlara direk önereyim yeri gelmişken.

Tabi ki Game of Thrones serisine devam, kitabı yanıma almayı unuttuğum için Türkçe çevirisini almak gibi ufak çaplı beyin şoku anların sonucu olan işler yaptım da anında doğru yola döndüm. Thrones okuyucusu takipçilerim serinin bu kitabının sıkıcı olduğundan bahsetmişti, hala öyle olmamasına dair umutlarım var, daha başlarda olmam da buna sebep olabilir tabi.


Ne içtik kısmında, tabi ki kahve içtik. Yaz başında kalp çarpıntılarım yüzünden kendisiyle yolları ayırmıştık ama reunion olayına girdik, mutluyuz.

Ha şimdi şu yukarıdaki elemanla aramız iyi diye Türk kahvesini unuttuğum gibi bir anlam çıkmasın, çıkmamalı. Asaletin alır götürür Türk kahvesi, senden nasıl vazgeçerim?
Şimdi, hardal ne alaka? Ben bu mayonezdir, ketçaptır, sostur, yağdır, bu tarz şeylerle hiç arası olmayan biriyim ama hardal çok başka. Tek tük kırmızı et yediğim zamanlarda hardal resmen kurtarıcım, bu ay da gittiğimiz mekanlardan arakladığımız hardallarla mutluyuz. Neden gidip insan gibi almıyorsun derseniz de, e çok tatlı, tamamen duygusal.

Evet tamam, araklama konusunda bu ay master's degree yapmış olabilirim, ne var, pipet falan arakladım gittiğim yerlerden, gururluyum.
Şimdi... Ben doğa ile ilgili olayların çok büyük fanı olmayan, hatta alerjisi bile olan bir insan olarak böyle Farmville tadında sebze yetiştir, organik olsun, sula, topla, ye şeklindeki looplara pek sıcak bakmıyorum. Ancak babam bu mevzunun tam anlamıyla bağımlısı olduğu için, bahçemizde her şeyi yetiştiriyor. Çiçek şeklinde biber bile yapmışlar, çok ilgisizdim de dolapta görünce... Ehem neyse, evet, baba, ellerine sağlık.
Kullanmaya ilk başladığımda bahsetmiştim, ve tonlarca soru gelmişti işe yarayıp yaramadığıyla ilgili ama ben daha yeni başlamış olduğum için cevap verememiştim. Tüm kullanım süresinden sonra, dermatoloğun verdiği ek ilaçlarla beraber, cevabım evet oluyor, Pantogar saç dökülmesinde büyük ölçüde işe yarıyor. Ama doktora gitmeden sadece hap nasıl bir etki yapar bilemiyorum, ona kefil olamıyorum. Yani 75 liralık bir ilacı denemek için almanız saçma olur, eninde sonunda dermatolog da bunu verecektir zaten.
Geçen haftalardan birinde de kil maskesi aldım, beyaz olandan. Gül suyu, limon suyu ve zeytinyağı ile karıştırıp yüzde maksimum 10 dakika bekletecekmişiz. Lakin, hala denemeye cesaret edemedim, kötü etkisi olabilir gibi bir his var içimde, kullanan varsa her zamanki gibi, share the experience.

Bu kadar Ağustos vedası yeter. Eylül, seni seviyorum biliyorsun. Bana güzel haberlerle gel. Pastamın üstündeki sönmüş mumların dumanındaki dileklerimi de getir, zahmet olmazsa. Hayatımda değer verdiğim kim  varsa, gözümden sakındığım, üzülmesine kalbimin dayanmayacağı kim varsa, onu da benimle, yanımda, ve iyi tut. Eylül sunset değil, sunrise, hatta sunshine benim için. xx

14 Şubat 2012 Salı

Karşılaştırma: Adele Vogue Mart VS Adele Grammy Awards





Adele'in neredeyse tüm makyajları, her dergi kapağı fotoğrafı, her ödül töreni görüntüsü çok merak ediliiyor ve ayrı ayrı istekler alıyor. Ben de, bu sefer biraz değişiklik yapıp Adele'in 2 farklı makyajını karşılaştırmak istedim, ki ikisi de oldukça güncel. Daha önce de bir Adele makyajı anlatmıştım ve gördüğüm üzere Adele genelde aynı tonlarda ve şekillerde makyaj yaptırmaktan yana. Onun için, karşılaştıracağım ikinci makyaj ayrı bir önem teşkil ediyor, çünkü klasik Adele'den farklı.

Uzatmadan; Adele'in Vogue'un Mart sayısı için çektirdiği fotoğraftaki makyajıyla Grammy Ödülleri'ndeki makyajını karşılaştırmaya başlayalım derim ben, yani...

Vogue çekimine baktığımızda, Adele'in her zamanki makyajını çok net bir biçimde görüyoruz. Öncelikle göz kapağına Mac Bisque uygulanmış ve tahmini 2-3 kat sürülmüş.

Daha sonra, göz kapağının "crease" denilen noktasına, ki tüm bu kısımları şu postumda anlatmıştım, kahverengimsi ama pembeye kaçmayan bir gölgelendirme yapılmış. Bunu da Mac Cork'la yapıyoruz, tabi ki karıştırma fırçamız olan Mac 226'yla.


Sonra, eyeliner kısmına geçiyoruz. Gel-liner demekte fayda var çünkü Mac Blactrack Fluidline kullanacağız. Farkettiğiniz üzere, eyeliner kuyruğu gidebileceği kadar uzağa götürülmüş. Bu sebeple, inceden başlayıp kalına doğru gitmekte fayda var. Eyeliner sürümünü de önceki postlarımdan birinde detaylı bir şekilde anlatmıştım, yine her zamanki gibi dilerseniz buradan geri dönebilirsiniz.

Alt kirpik dibineyse kahverengi gel liner sürmekte ve sonrasında dağıtmakta fayda var. Yine önerim, Mac'in Fluidline serisinden Dipdown.

Kaş altına, Mac Brule aydınlatıcı farı sürdükten sonra tercihimize ve göz yapımıza göre takma kirpiğimizi seçip gözle işi bitirmeye başlıyoruz. Aydınlatıcının farklı bir versiyonuyla ufak bir rötüş yapacağız sonlara doğru. Rimelinizi unutmayın.

Bu fotoğrafta görülebileceği üzere, Adele'in yüzüne "üst düzeyde" kontur uygulanmış. Kontur yapımıyla ilgili bu postumu tekrar okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Önerim her zamanki gibi Mac'in kontur allığı olan Harmony. Bu kontur işleminin üstüne Mac Candlelight Highlighter allığı çizgi şeklinde, göze çok yaklaştırmadan sürüyoruz. Ama, göz için de kullanacağımızdan, ince uçlu bir fırçayla hafifçe parlaklığı gösterecek kadar alıp, göz yaşı noktasına uyguluyoruz.

Dudaklara çok nude bir pembe kullanılmış. Lip liner olarak çerçeve için Mac Subculture kullanılmış. Daha sonra da, ruj olarak, Mac Creme Cup uygulanmış. Ve budur. Klasik Adele görüntüsü.


Adele'in diğer makyajı -Grammy-, tamamen klasik bir pin-up makyajı. Tabi ki onu da eski postlarımdan biri olan şunun içinde bulabilirsiniz. (Postta kırmızı ruj tekniği anlatılmıştır, zaten üstte de eyeliner tekniğini anlattığım postta link vardır, bu da Adele'n Grammy makyajıdır.) Amacım Adele'in klasik bir tarzının olmasının yanında, duruma uygun da makyajlar yaptığını göstermek ve karşılaştırmaktı.
Gece de 11 buçuk oldu, sevgiler. xx

28 Haziran 2011 Salı

Kontur Yapmak

Makyaj yaparken her şey iyi güzel gider ama bir süre sonra kemiklerini ve şeklinizi fondötenin altına gömdüğünüzü farkedersiniz. Yüz ifadeniz de bununla beraber blurlaşır ve mimikleriniz gereksiz hale gelir. Bunu önlemek için, son rötüş olarak kontur uygularız ki bu makyaj sanatının olmazsa olmaz son adımlarındandır.

Öncelikle kontur için ne renk seçmemiz gerektiğini konuşalım...Kontur; yüzünüze düşebilecek gölgelerin hafif yansıması olduğu için vücut alt tonlarında bulunan renklerden seçmeliyiz. En bilinen kontur rengi bu yüzden açık-bejle karışık kahverengidir. Aşağıdakiler gibi; Mac Charcoal Brown, Mac Qarry, Mac Warming Trend.





Bu tonları seçtikten sonra, Mac 224 gibi bir karıştırma fırçası alıp, tam elmacık kemiğimizin altına dümdüz bir çizgi çiziyoruz. Sonra fırçayı temizleyip, boş bir şekilde çizdiğimiz çizgiyi üst tarafa doğru dağıtıyoruz. Çizgi şekli kaybolduktan ve renk tenimize iyice yedirildikten sonra kemiğin üst kısmına highlight color dediğimiz aydınlatma renklerinden kullanıyoruz. Bunun için farları değil de özel olarak highlighting powder denilen pudraları almamızda yarar var. Sonra, bu kontur işleminizi burna uyguluyoruz. Burnun göze yakın yerlerinden aşağı doğru 2 çizgi çekip aynı şekilde tene karıştırıyoruz. Son olarak alnın saçla birleştiği yerlere çok hafif kahverengi kontur farını sürerek bitiriyoruz. Böylelikle elmacık kemiklerimiz daha belirgin, burnumuz daha ince ve uzun görünüyor. Daha keskin bir elmacık kemiği görüntüsü isterseniz, karıştırma işlemi bittikten sonra makyaj süngeriyle dümdüz bir çizgi halinde altına fondöten çizip boyna doğru karıştırın ki bu gerçekten çok keskin olacaktır, belki istediğinizden de fazla.
Evet, bu kadar. Kontur genelde, normal bir gün makyajı için atlanan bir adımdır ama ben her zaman yapmanızı tavsiye ederim çünkü fondöten ve pudrayla yüz şeklinizde belirgin bir blurlaşma ve hissizlik olacaktır.