15 Ağustos 2014 Cuma

MAC Kelly-Sharon Osbourne Koleksiyonundan Aldıklarım+İnceleme//Review: Mac the Osbournes Collection


Merhabalar!
Osbourne'lar gençliğimin (13-16) MTV reality show konukları olmakla beraber Ozzy Osbourne da koyu metal dinlediğim dönemlerimin favorileri arasındaydı. Kelly pek tadım değil tabi, wannabe'lik sınırlarını aşıp gelip tekrar aşmış bi Amerikan rüyası parçası. Neyse, bu konu uzar gider.
Osbournes x Mac birlikteliğini duyduğum andan beri cidden heyecanlıydım ama öyle ilk gün koşa koşa gidip alacak kadar beni etkileyen bir koleksiyon olmadığını biliyordum. Aklımda olanlar değişmedi ve koleksiyon Mac Online'a düştüğü gibi aklımdakileri alıp ekleme yapmadan bitirdim.

Hey guys!
Osbournes are one of the highlights of my teenage years (13-16) with their MTV reality show but Ozzy Osbourne was already my star as I was a pure metalhead back then :) Kelly's not my cup of tea though.
Whatevs; Osbournes x Mac collaboration got me so excited when the rumors first appeared online but after I saw the products, I didn't feel that much of joy. So, I decided to buy just a few items and keep on.




Mac eskiden tüm koleksiyon ürünleri için farklı ambalaj dizaynı yaparken, son 2 yıldır dakika başı koleksiyon çıkardıkları için klasik Mac ambalajından şaşmayıp bir kaç koleksiyona iltimas gösteriyorlar sadece. Tabi ki celebrity collaborationları buna dahil. Bu koleksiyonda da metalik mor ve kırmızı kullanılmış ki Kelly'nin rengi olan metalik mora bayıldım.

Mac used to create a new packaging for every single collection but due to the fact that they release 100 collection per month, they do not bother anymore. But celebrity kinda collaborations are still being designed. This one is a mix of metallic purple and red and I looove Kelly's metallic purple design.








Koleksiyonun Kelly kısmından Kelly Yum Yum ruju aldım tabi ki, benden beklendiği üzere. Candy Yum Yum ilk çıktığında bir koleksiyon ürünüydü ve ben alamadığım için baya üzülmüştüm. Daha sonra Mac, oylama yaparak hangi koleksiyonn rujunun geri gelmesi gerektiğini belirledi ve Candy Yum Yum seçildi ki ben de oy vermiştim. Ama gidip görünce istediğimden çok daha fazla mora yakın olduğunu görüp askıya aldım. Kelly Yum Yum, bu yüzden ilk ilgimi çekendi. Candy ile Kelly karşılaştırmalarına baktım ve "İşte bu!" dedim. Candy'nin olmasını hayal ettiğim şeyi Kelly'de yapmışlar.

Oldukça neon, mavi alt tonlu bir pembe. Ama mora kaçmıyor kesinlikle. Satin olduğu için de çok kurutucu değil, ama bir nebze kurutucu olduğu gerçek. Çizgilere dolmuyor. Kalıcılığı mükemmel tahmin edersiniz ki. Sürümü çok zor değil ama dudak kalemi kullanırsanız daha rahat edebilirsiniz. Eğer hafif bir uygulama istiyorsanız hafifçe pıt pıt yaparak uygulayın ve çoook tatlı bir pembeye kavuşun.

Rengin neonluğunu kıyaslayabilmeniz için bildiğimiz fosforlu pembe highlight kalemlerinin pembesinin yanına koydum:)

Gel gelelim, benim gibi pembe ruj hastası-her pembe ruj tonunu alan birinde buna benzer renkler olmaması imkansız olurdu. Elimde 3 adet benzerini buldum:

I was gravitating towards buying Candy Yum Yum for ages but it was a bit too purple for me. Still, I was considering to buy it. But Kelly Yum Yum was out, I definitely decided to leave Candy and go for Kelly.

It's absolutely neon and blue-based pink. It's satin but still dries out the lips a bit. It stays forever and if you don't want a neon look, you may apply it so softly and you're done.

As you can expect from a total pink lipstick addict, I found 3 similar lipsticks in my collection:





Gördüğünüz üzere, oldukça yakın renklere sahibim. Fakat, tıpatıp aynısını değiller. Quick Sizzle daha koyu, Bourjois daha koyu ve ışıltılı, Nars daha açık ve parlak. Ama gördüğünüz 2 ürün limited edition'dı ve Bourjois Türkiye'den çekildi. Eğer bu tarz bir renk arıyorsanız, Kelly'i kaçırmayın.

As you can see, I have really similar colors but definitely not the same. Quick Sizzle is darker, Bourjois is darker and has shimmers, and Nars is lighter and glossier. BUT, these 2 were limited editions so you may wanna check Kelly one out.







Sharon line'ından da gözüme kestirdiğim Peaches&Cream allığı aldım çünkü peaches'la alakası olmadığı biliyordum. Bu allık gül kurusundan pembeye giden bir renk, o yüzden ismindeki şeftali sizi yanıltmasın. Ben şeftali allıklardan hoşlanmadığım için yanına bile yaklaşmazdım sadece ismine baksaydım.

Satin yapıda olduğu için uygulaması çok rahat ve renginin tendeki duruşuna bayıldım. Hiç göründüğü gibi parlak değil, doğal duruyor gerçekten. Ama ille de gidip alın kaçırmayın denecek bir renk değil, dupe bulabilirsiniz. Bu renk bir allığım yok derseniz, iyi bir yatırım tabi. Kıpkırmızı ambalajı da ekstrası tabi.

I got the Peaches&Cream blush from Sharon's line which is not peachy at all. I strongly dislike peach shades in blush but this is a dirty pink-warm pink cross shade and it looks really natural which is not expected from the swatches.

It's sating so it's really soft and easy to blend. It's not the most unique shade ever but still it's a really good investment if you don't have a similar shade, definitely go for it. 

xx

8 Ağustos 2014 Cuma

China Glaze "Sun Worshiper" İncelemesi//Review: China Glaze "Sun Worshiper"


Herkese güzel cumalar diliyorum;
Bugünkü incelememiz, geçen hafta başında aldığım ve an itibariyle hayatımda sahip olduğum en neon oje olan China Glaze Sun Worshiper üzerine olacak.

Y'all have an amazing friday!
Today's review will be on China Glaze Sun Worshiper which I purchased last week. It is currently the most neon nailpolish in my collection.




Bu oje, China Glaze'in 2'li oje setlerinden 17 numarada. Yanında bir de harika bir mavi var, onun da yazısı haftaya gelecek. 
Rengini tok bir turuncu olarak tanımlayabilirim, koyu kayısı sarısına kaçıyor. Hatta direkt olarak rafadan yumurta sarısı. :)
Bu tarz bir rengi hiç sürmem demezdim ama ilk tercih edeceğim, bayılacağım bir renk olmazdı. Tabi ki bu tarz düşüncelerimi belli başlı markalar anında yerle bir ediyor ve China Glaze de bunlardan biri. 

It is a dark yellow-egg yolk kinda color but in a neon shade. I wouldn't gravitate towards these type of colors, but China Glaze challenges me all the time!



Az ışıkta flaşlı görüntü//With flash under weak light

Ojeyi sürmeye başlamamla bitirmem arasında geçen süre boyunca "Yok artııık, inanmıyoruuum" diye kendi kendime konuştum, şaka değil. Her sürüşümde daha neon geliyordu gözüme çünkü.
İşin ilginç yanıysa şu; neon olmasına rağmen mat bitişli AMA üzerinde mat yazmıyor. Saniyeler içinde kuruyor ve o mat dokuyu hissediyorsunuz. Hem böyle bir renk olacak, hem de mat olup kolay kuruyacak... Cidden beni şaşırtan bir durum oldu açıkçası-iyi yönde tabi ki.

3 katta bu hali alıyorlar, ama çok çabuk kuruduğu için hiç beklemenize gerek kalmıyor. Kalıcılığı orta, ama kolay yama yapılabiliyor uçlarına. Normal renge karışıyor yani. Altına mutlaka base coat sürün, tırnaklarınız aylarca sapsarı kalır aksi takdirde.

Ben çok sevdim, iyi ki almışım. Koleksiyonumda benzeri bile olmayan bir renkti, ciddi bir boşluğu doldurdu:)


I got more and more surprised on every stroke of application of this nailpolish cuz it was getting more neon at every single time! The shocking thing is; it has a matte finish which is not described on the polish bottle or anywhere. Neon and matte TOGETHER? Gosh. Due to matte finish, it dries out in seconds which is ammmazing. I had 3 coat applied and I didn't even wait for 5 mins for them to dry. Definitely, use a base coat underneath. 

This nailpolish really flatters me, I'm so happy that I got it.

xx

6 Ağustos 2014 Çarşamba

*Yüksek dozda övgü içerir* HOURGLASS Ambient Lighting Powder-Diffused Light İncelemesi//Review: Hourglass Ambient Lighting Powder in Diffused Light


Günaaaayyyydıııın!
Heyecanımı kontrol dahi edemiyorum. Hourglass'ın dillere destan, ünü her yere yayılmış olan Ambient Lighting Powder'ını sonunda edindim! Daha başlangıçta son cümlemi söyleyeyim: İNANILMAZ.







Beni instagram'da takip ediyorsanız dün görmüşsünüzdür ürünün gelişini müjdelediğimi. Yaklaşık 3 hafta önce siparişimi vermiştim bayramdan sonrası için, ve sonunda kavuştum.
Hourglass'ı bilmeyen yoktur, ama varsa diye yine de ufak bir bilgilendirme yapayım: Öncelikle Türkiye'de maalesef satılmadığını belirterek başlayayım. Marka; piyasaya sürdüğü bu Ambient Lighting Powder serisiyle resmen sükse yaptı ve tüm bloggerlar, vloggerlar, kozmetikseverler deli gibi satın aldı. Pahalı olmasına rağmen tüm renklerini alan vs. çok var. Bu pudraların mantığı, nasıl bir ışık altındaymış gibi gözükmek istiyorsanız size onu vaad etmesi. Çok soğuk tonlu olanlar ay ışığı gibi bir ilüzyon amaçlarken, daha pembemsi olanlar yüzde yumuşak bir ışık altında kusurların ışık vasıtasıyla gizlenmesini hedefliyor. Serideki pudraların bir kısmı tüm yüz için idealken bazıları sadece highlighter olarak kullanılacak kadar ışığa duyarlı.

Seçim yapmak ve doğru olanı bulmak gerçekten çok zor çünkü internetteki swatchlar dışında bakabileceğiniz hiç bir yer yok Türkiye'de. Finishing powder oldukları için de swatch pek bir anlam ifade etmiyor; yüze tamamen uygulayıp ışığı nasıl yansıttığını görmek gerekiyor. Gördüğüm kadarıyla yapılan en büyük hatalardan biri; ten rengine uymayan ve koyu tonların tercih edilmesi ve bu durumda allık tadında bir üründen öte geçememesi.

Uzun uzadıya yazıyorum ki benim gibi 500 saat tüm yabancı blogları tavaf edip kendinizi yormayın. Ürünün mantığını anlamak cidden önemli. "Yaaa pudra işte, normal bir pudra gibi" şeklinde yaklaşırsanız tüm bu haklı ünün sebebini kaçırmış olursunuz.

Yukarıda gördüğünüz gibi benim aldığım renk Diffused Light. Çok açık sarı olarak geçiyor, beyaza yakın. Amaç, ciltteki renk tonlarını eşitleyen bir şekilde ışığı yansıtmak. Bu renge özel olmayan, serinin tüm renkleri için temel olan amaç da "cildin içten içe kendisi ışıldıyormuş gibi" göstermek. (glowing within effect)

Ben, herhangi bir pudranın yüzümü koyulaştırmasına ya da turunculaştırmasına asla katlanamadığım için şeftali tonlu olan Dim Light'ı direkt olarak eledim. Kirli pembemsi bej olanla(Mood Light) bunun arasında kalmıştım ve sonunda kararımı bundan yana kullandım.


Paketlemesi, rose goldla bronz karışımı rengi, amblemi, her şeyi zaten lüksü ve high-end'i belli ediyor ama tabi ki önemli olan içindekinin nasıl olduğu.




İçinde photoluminescent özelliği olan, ışığı yansıtmayı yönetebilmeyi sağlayan mikro ışıltılar var. Gözle pek görülmüyor; dibine girerseniz ve çok ışıklı bir ortamdaysanız paketinde görebilirsiniz belki. Yani bakıldığında tüm yüze sürmelik normal bir pudra gibi.
Parmağıma ilk sürdüğümde biraz şaşırdım çünkü gerçekten sıradan bir pudra gibiydi. Tabi ki parmaktaki görüntünün hiç bir anlam ifade etmediğini bildiğimden, makyajımda olması gerektiği gibi kullandım. Etkisi görebilmek için Nars fondötenimi değil de çok az kapatıcılıklı BB kremimi kullandım. Sonrasında Real Techniques Powder Brush'la yüzüme sürmeye başladım ve...... işte o an tüm bu ses getirmenin, ünün, fiyatın sebebini anladım. Abarttığımı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Yüzümde ışığı yansıtmasını istediğim yerler yansıtıyor ve biraz kırmızılık/renk uyuşmazlığı olan yerler de blurlaştırılıyor. Ve bu benim uygulama tekniğimle hiç alakası olmayan bir durum. Olay burada zaten; siz dümdüz sürdüğünüzde pudra nereyi nasıl aydınlatması gerektiğini algılıyor. Ben "Oha gerçek hayat photoshop'u gibi bu!" dedikten sonra insanların bu pudrayı aynı bu şekilde, real-life Photoshop diye tanımladığını hatırladım ve herkesin ilk tepkisinin gerçekliğinden emin oldum. Gerçekten öyle.


Ön kamerayla çekilen fotoğraflar bu şekilde, yani pek de kaliteli değilken bile böyle gözüküyor. Çektikçe çekesim geldi telefon selfie'yle doldu taştı, bu kadar mı muhteşem görünür? Üstteki fotoğraflarda özellikle ne kontur uyguladım ne allık ne de highlighter. Sadece pudrayı kullandım ki kendisinin tek performansını görebileyim. Gerçek hayattaki güzelliğinin yüzde 30'unu falan yansıtabiliyor bu fotoğraflar anca, ama GERÇEKTEN AŞIK OLDUM. Bittiğinde ne pahasına olursa olsun tekrar tekrar alacağım, hatta farklı renklerini ya da ambient blush serisini (allık versiyonu) almayı düşünüyorum bu aralar.

Daha fazla hayranlığımı yazıp bayıltmak istemiyorum sizi, ama şansınız varsa kesinlikle istediğiniz ışık modu doğrultusundaki rengi seçip alın. Pişman olacağınızı hiç sanmyorum.

xx

4 Ağustos 2014 Pazartesi

Adım Adım Depot-Tüm Far Paletlerimi Nasıl Depot Ettim? Nasıl Düzenledim?


Uzun bir bayram tatilinden sonra herkese merhabalar!
Umarım huzurlu ve dinlenme şansı bulduğunuz bir zaman dilimi olmuştur.
Bayramda biraz dolap-çekmece düzenleme ve gereksiz yer kaplayanlardan kurtulma eğilimindeydim ben, bu yüzden de yıllar önce MAC farlarıma yaptığım gibi elimdeki tekli farları ve paletleri depot etmeye karar verdim. Tabi ki Urban Decay paletlerim ve Lorac Pro oldukları gibi duruyor, onları kim depot etmek ister ki zaten?
Bir bütün günümü tamamen alan ama sonuçlarına değen bu depot işlemini adım adım sizlerle de paylaşıp, farlarınızı depot ederken kırılmaması için ne yapmanız gerektiği gibi ufak ipuçları vermek istedim. Buyrun o zaman, başlayalım!


İlk olarak Wet n Wild'ın hiç sevmediğim ucuz plastik paletlerinden kurtulmak için onlarla başladım. Planım şu şekildeydi; 2 katlı Mac paletimin bir katına Wet n Wild'ları koyacaktım. Diğer katınaysa, eski düz Mac paletimdeki Mac farlarımı koyup boşalana da depotları dizmeye devam edecektim. Öyle de yaptım.
Depot işlemine aşina olanlar bilecektir zaten, ihtiyacımız olan şey bıçak ve de ateş (ocak ya da mum).



Sweet As Candy paletimi açıp ocağın üzerinde dairesel hareketlerle ısıtmaya başladım. Bu işlem Mac farlar için maksimum 15-20 saniyedir, ama biz şu an paletin plastiğini ısıttığımız için farların altındaki yapıştırıcıya ulaşması ve onu eritmesi daha uzun süre alacak. Bu yüzden 1 dakika civarı ısıtmak gerekiyor minimum.

!!!Paleti asla aleve değdirmeyin.
!!!Paleti sabit tutmayın hep daireler çizerek ısının eşit yayılmasını sağlayın
!!!Alttaki etiket erimeye başladığında bir kaç saniye ateşten çekip devam edin




Daha sonra bir bıçakla farın metalle plastik palet arasındaki incecik boşluktan yararlanıp farı çıkarmaya çalışın. Bu aşama en zor olanı; farlar genelde bu aşamada parçalanıyor yanlış bir şey yapılırsa.

!!!Bıçağı soktuğunuzda hafifçe yukarı kaldırmaya çalışın farın altından. Olmuyorsa yapıştırıcı erimemiş demektir. Biraz daha ısıtın. Sakın biraz bıçak içeri girdi gerisi biraz zorlayınca çıkar demeyin tam olarak o an parçalanır.
!!!Tabi ki hop diye çıkmayacak farlar, biraz zorlamanız gerekecek ama hangi aşamada pıt diye çıkar hangisinde kırılır hissedeceksiniz zaten.
!!!Farı çıkardıktan sonra sakın elinize almayın, metal kısmı aşırı sıcak. Bıçakla tezgahın üzerine koyun.
!!!MAC far depotu yaptıysanız onun gibi olmayacağını unutmayın. Mac'lerde iki aşamalı depot yapıyoruz; önce ufak parçayı büyük plastikten ayırıyoruz ve sonra kalan küçük plastik halkayı ısıtıp demirle çevrili farı çıkarıyoruz. Bunda ise ilk bölme aşaması olmadığı için işler daha zor. O mantıkla hareket etmemenizi öneririm.



Mac paletler kendiliğinden manyetikli ama Wet n Wild farlar değil. O yüzden bir magnet yapıştırmamız gerekiyor altlarına. Magnet satın almanıza hiç gerek yok, evde buzdolabına yapıştırdığımız fast foodcu, sucu, çilingir vs. magnetlerini kesip arkasına yapıştırabilirsiniz. Çok basit.



Art Deco farların plastiğinde magnet var, ama depot edince plastikte kalıyor tabi. O yüzden plastiğin arka yüzeyindeki magneti çıkarıp depot ettiğimiz fara yapıştırıyoruz ve hallolmuş oluyor. Ayrıca Art Deco farlar çok kolay depot edildi, zaten ufacıklar.


NYX tekli farlar da aynı şekilde ısıtma yöntemiyle yapıştırıcısından kurtarılabiliyor. Tekli oldukları için bunların da depot işlemi çok zor değil, ama zorlamaya hiç gelmiyorlar. İyice ısıtmadan çıkarmaya çalışmayın.


Wet n Wild allıklar en kolay ve hasarsız çıkanlar, gerçekten saniyeler sürmüyor ve çok ısıtmanıza da gerek yok. Tabi ki altına magnet kesip yapıştırmayı unutmayın palete koyarken.


Bourjois Chocolate Bronzer'ın kitap şeklindeki yer işgal etmekte bir numara olan ürününü de depot ettim ama biraz farklı bir sistemi varmış. Çerçeve gibi olan dizaynı sökünce depot edilmiş şekilde kalıyor zaten, hiç ısıya gerek yok.

En zorlayan ise NYX allıklardı. Birini parçaladım çıkarırken maalesef, sonra alkolle pressledim. Birazdan toplu fotoğrafta göreceksiniz. O yüzden Taupe'larımı riske atmayıp onları depot etmedim.
!!!NYX allıklar çok yumuşak olduğu için çıkardığınızı sanarken aslında demiri içeri ittiriyorsunuz ve farketmiyorsunuz. Bir anda pat diye toz buz oluyor siz çıkardığınızı sanarken. O yüzden çok sabırlı bir işlem yapmak gerekiyor.



Allıkları ve tekli farları koymayı planladığım Mac 15li far paletimi boşaltıp içindeki Macleri yenisine yerleştirdikten sonra far bölmesini çıkartma işlemine başladım. Birleşik gibi gözüken yuvarlak bölmeli kısım aslında çıkıyor. Oldukça zor ama kenardaki dişlilerden birine bıçağı sokabildiğinize diğerlerini elle çıt çıt diye ayırıyorsunuz.
Sonrasında boş kalan paleti tozlarından arındırıp koyacaklarımı yerleştirmeye başladım.

Sonuçta bir adet NYX allık ve bir adet Wet n Wild farı parçaladım ve pressledim. Aynı şekilde rengini veriyorlar hiç merak etmeyin. Onlarca depot içinden 2 kazayla atlatmak muhteşem başarı bence, siz de bir kaç tanesini kırarsanız hiç moralinizi bozmayın.





Ve sonuç da bu şekilde. Wet n Wild'ın Comfort Zone paletindeki son 4 far sığmadığı için onları da teklilerin ve allıkların olduğu palete koydum. Ayrıca Wet n Wild Petal Pusher paletim o gün annemde olduğu için onları depot edemedim, en kısa zamanda onları da depot edip palete yerleştireceğim.

Sonuçtan çok memnun kaldım, hele o plastik yığınlarını atarken o kadar ferahladım ki anlatamam. Çekmecemde de yer açılmış oldu haliyle. Ayrıca Wet n Wildların rengarenk görüntüsünün muhteşemliği de cabası. Durup durup açıyorum bakmak için, çok çok güzel oldular.

Sormak istediğiniz ya da benim atladığım bir şey gördüyseniz lütfen yorum bırakmaktan çekinmeyin.

xx

26 Temmuz 2014 Cumartesi

Essie-Island Hopping Oje İncelemesi+Dupe'u//Review: Essie-Island Hopping&Dupe


İyi cumartesiler!
Bu aralar Essie'ye taktığımı söylemiştim bir önceki postta, o yüzden son aldığım Essie'yi de bugün konuk ediyorum. 

Have an amazing saturday everyone!
As I mentioned in the previous post, I'm obsessed with Essie nailpolishes nowadays and today I'll be reviewing the newest member of my collection.



Kirli pembe/gül kurusu oldum olası çok sevdiğim bir renktir ve allıkta da, ojede de elim bu tarz renklere gider. Essie'nin swatchlarını incelerken ilk gözüme takılan tabi ki bu renk olmuştu ama bakınmaya devam etmiştim. Başka beğendiğim bir çok renk oldu ama eninde sonunda yine gidip Island Hopping'i aldım. 

I've always been a huge fan of dirty pinkish shades and obviously this nailpolish was the first one that had my attention on. Eventhough I liked several other shades, I end up buying Island Hopping.




Gördüğünüz üzere, tırnaktaki duruşu mora çalan gül kurusu şeklinde. Gündüz daha morumsu gözükürken gece koyu pembemsi bir kahve gibi gözüküyor. Her halukarda küllü hatta puslu bir rengi var. Evet buraya kadar her şey harika, ama klasik 2 kat sürümde hala hafifçe tırnak gözükebilecek opaklıkta olması biraz canımı sıkmadı değil. Yukarıdaki fotoğrafla 2 kat sürülmüş durumları ve dikkatli bakarsanız tırnak tabanını hafifçe görebiliyorsunuz. 

As you can see, it looks purple-dirty pink mix with ashy finish on the nails. Amazing color on its own, but it's still not opaque enough with regular 2-coat application. If you look at the pics carefully, you can see that the nail is kinda visible according to the light's position.



Üstüne üstlük, BİRE BİR dupe'u elimde varMIŞ. Pastel'in 139 nolu ojesini tam 10 gün önce almıştım ama o kadar çok oje var ki deneyemeden arada kaynamış. Demiştim, bu rengi her gördüğümde mutlaka alıyorum. Pastel'i de almışım. Eve geldiğimde oje çekmecemi düzenlemeye başladım ve en önde yepyeni hiç açılmamış Pastel'i gördüm. "Yok canım, bu kadar aynı olamazlar." falan dedim ama nafile. AYNILAR.

Moreover, I had purchased a nailpolish from Pastel 10 days ago but I literally forgot its existence. When I came back home, I bitterly realized that I actually  had an amazing dupe for Island Hopping. If only I could remember...


Bu kadar olur, resmen aynılar. Pastel çok hafif bir şekilde daha çok kahverengilik içerirken Essie daha morumsu. Ama tırnaktaki duruşları vs.  tamamen aynı. Bir tırnağınıza Pastel diğerlerine de Essie sürseniz sadece çok hafif bir koyuluk farkı olur o da farkedilmiyor bile.
Özetle, 10 gün önceki alışverişimi hatırlasam gidip Essie'nin bu rengini almazdım. Performansının diğer Essie'lerden daha düşük olması da cabası.
Bu rengi seviyorsanız, Pastel'in 139 numarasına bakın derim.
Hepinize şimdiden iyi bayramlar diliyorum, sevdiklerinizle daha nice bayramlar geçirmeniz dileğiyle...

They are literally THE SAME. The Pastel one is slightly more brownish and darker but that's all. It's not even noticable. I wouldn't buy this average Essie nailpolish if I knew that I had this dupe.

xx